Çalışma masamın en alt çekmecesini karıştırırken, köşesi sararmış, hiç açılmamış bir mektup zarfına rastladım. Üzerinde ne bir adres vardı ne de bir isim; sadece rüzgârın sürüklediği bir yaprak gibi öylece duruyordu. Odadaki sessizlik, o an eski bir saatin tıkırtısından ziyade,...
Günümüzün hızla akan dijital dünyasında, dikkat süremiz saniyelerle ölçülür hale geldi. Kaydırdığımız ekranlar, anlık bildirimler ve sonsuz bir bilgi bombardımanı altında zihnimiz sürekli bir “yetişme” telaşı içinde. İşte tam da bu noktada, kitap okuma alışkanlığı sadece bir kültürel aktivite değil,...
Bugün, Karaköy’ün o daracık, rutubet kokan ama her bir taşında binlerce öykü barındıran sokaklarından birinde, tozlu bir sahaf rafına sığındım. Dışarıda, gri bir gökyüzü İstanbul’un üzerine ağır bir palto gibi serilmişken; içeride, cildi yorulmuş bir kitabın arasından düşen kurutulmuş bir...
Bugün yine o eski iskeleye gittim. Hani rüzgârın sadece iyot kokusu değil, sanki bin yıl evvel söylenmiş ama yarım kalmış türküleri de beraberinde getirdiği o paslı demirlerin yanına… Etrafıma baktım; binlerce insan, on binlerce telaş. Herkes bir yere yetişiyor, herkes...