DOLAR
44,8947
EURO
52,8872
ALTIN
6.911,55
BIST
14.532,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
17°C
Ankara
17°C
Az Bulutlu
Çarşamba Yağmurlu
16°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
8°C
Cuma Parçalı Bulutlu
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
16°C

Mümtaz Sarcan

1984 yılında bir vapur iskelesinde unuttuğu çantasından çıkan notlarla tanınmış, ancak kendisi o günden beri hiçbir fotoğrafta net olarak görülmemiştir...

İnsan Sadece Bir Suret mi?

A+
A-

Bugün yine o eski iskeleye gittim. Hani rüzgârın sadece iyot kokusu değil, sanki bin yıl evvel söylenmiş ama yarım kalmış türküleri de beraberinde getirdiği o paslı demirlerin yanına…

Etrafıma baktım; binlerce insan, on binlerce telaş. Herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeylerden kaçıyor ama kimse yanındakinin gözünün içine bakmıyor. Yaşar Kemal’in o uçsuz buçsuz Çukurova’sında toprağa sımsıkı tutunan bir başak tanesi kadar bile kök salmıyoruz artık birbirimize. Herkes kendi adasında, herkes kendi zihninin parmaklıkları ardında birer mahkûm.

Oysa bir zamanlar “güneş toplayalım” derdik birbirimiz için; başkasının karanlığını aydınlatmayı dert edinirdik. Karanlığımızı paylaşıp hafifletmek yerine, şimdi pencerelerimizi birbirimizin yüzüne sımsıkı kapatıyoruz. Eskiden bir ‘merhaba’ sadece bir selam değil, ruhlar arasında kurulan bir emniyet kemeriydi. Karşındakine “Seni görüyorum, buradasın ve benim için değerlisin” demenin en sessiz, en masum yoluydu. Şimdilerde ise kelimelerimiz dilsiz, bakışlarımız ise çözülememiş eski bir sır gibi soğuk ve mesafeli.

Sahi, biz ne ara bu kadar çok kalabalıklaşıp, ne ara bu kadar çok “insana hasret” kaldık?

İnsan, sadece etten ve kemikten bir suret değildir. İnsan, bir başkasının hafızasında bıraktığı iz, bir başkasının yüreğinde kapladığı yer kadardır. Eğer kimsenin hikâyesine dokunmuyor, kimsenin kederiyle kederlenmiyorsak; bu beton yığınları arasında sadece birer gölgeden ibaretiz demektir. Sahaf raflarında unutulmuş, sayfaları birbirine yapışmış eski bir roman gibi tozlanmayı bekliyoruz. Oysa o kitabın kapağını açacak bir el, o tozları üfleyecek samimi bir nefes lazım bize.

Unutmayın; bir şehri güzel kılan yüksek binaları değil, o sokaklarda yankılanan tanıdık bir dost sesidir. İnsanların içine karışın, ama kalabalıklara teslim olup kendinizi kaybetmeyin. Birine sadece “nasılsın?” diye sormayın; cevabını gerçekten bekleyecek, o cevabı göğsünüzde yumuşatacak kadar durun ve dinleyin.

Çünkü hayat, biz başkalarının hayatına tutunduğumuz sürece gerçektir. Gerisi sadece bir illüzyon, gerisi sadece satır arasında kaybolup giden solgun birer dipnottur.

REKLAM ALANI