Bir belediye başkanı, yıllarca karşısında durduğu bir ideolojiye, yutkunduğu onca lafa rağmen bir gecede neden “aşık” olur? İnanın bana, bu ani romantizmin sebebi şehre dökülecek üç kilometre ekstra asfalt değil. Bu senaryonun başrollerinde çok daha pragmatik ve karanlık aktörler var: Ensede hissedilen sıcak bir nefes, mahkeme koridorlarının dondurucu soğuğu ve...
Bavullar toplanmış, biletler “en erken dönüş” tarifesine çevrilmiş… Dünya Kupası’ndaki serüvenimiz, ilk iki maçta alınan o bildik, o sarsıcı mağlubiyetlerle matematiksel olarak son bulmuş. Turnuva ağacındaki yerimiz, üzerinden kırmızı kalemle geçilmiş kalın bir çarpı işaretinden ibaret. Ve sonra sahaya çıkıyoruz. Karşımızda ABD. Günlerdir sahada uyurgezer gibi dolanan, topu görünce pimi...
Zaman, Kadıköy iskelesine yanaşan o emektar vapurların pervanesinden köpük köpük dökülen sular gibi akıp gidiyor ve bizler, her rıhtımda biraz daha eksilerek bekliyoruz hayatı. Yıllar yılı, sararmış mektup zarflarının tenhalığında, eski kitapların kokusunda ve geçmişin o buğulu aynalarında insan ruhunun dehlizlerini aradım durdum; kelimelerimi rüzgârın önüne katıp, kalbinizin en kuytu...
İnsanlık tarihinin en eski ve en amansız sahnelerinden biri olan siyaset, esasen bir kelimeler savaşı ya da sadece koltuk mücadelesi değildir; o, her şeyden önce bir karakter ve istikamet sınavıdır. Bugün modern dünyanın getirdiği hıza, sosyal medyanın yarattığı anlık dalgalanmalara ve siyasetin giderek pragmatistleşen doğasına baktığımızda, unuttuğumuz ya da unutturulmaya...
Çalışma masamın en alt çekmecesini karıştırırken, köşesi sararmış, hiç açılmamış bir mektup zarfına rastladım. Üzerinde ne bir adres vardı ne de bir isim; sadece rüzgârın sürüklediği bir yaprak gibi öylece duruyordu. Odadaki sessizlik, o an eski bir saatin tıkırtısından ziyade, toprağın derinliklerinden gelen o kadim uğultuya benzedi; hani fırtına öncesi...
Türkiye’de siyaset, giderek toplumsal sorunlara çözüm üretme aracı olmaktan çıkıp kişisel tatmin ve statü gösterisine dönüşen bir alan haline gelmiştir. Bugün birçok siyasi parti; halkın ihtiyaçlarına cevap vermek, ülkenin geleceğine dair bir vizyon ortaya koymak ya da ideolojik bir mücadele yürütmek için değil, belirli kişilerin “itibar sahibi” görünme arzusuyla kurulmaktadır....
Bugün yine o eski iskeleye gittim. Hani rüzgârın sadece iyot kokusu değil, sanki bin yıl evvel söylenmiş ama yarım kalmış türküleri de beraberinde getirdiği o paslı demirlerin yanına… Etrafıma baktım; binlerce insan, on binlerce telaş. Herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeylerden kaçıyor ama kimse yanındakinin gözünün içine bakmıyor. Yaşar...
Orta Doğu’da güneşin ne zaman huzurla doğacağını sormaktan yorulduğumuz bir dönemeçteyiz. Bugünlerde manşetlerin siyah puntolarla bağırdığı ABD-İran gerilimi, aslında sadece iki başkent arasındaki bir bilek güreşi değil; bizim de içinde bulunduğumuz bu kadim coğrafyanın tektonik levhalarının yerinden oynamasıdır. 2026’nın bu gergin ilkbaharında, Ankara’nın pencerelerinden baktığımızda gördüğümüz şey, sadece sınırın ötesindeki...