Türkiye’de siyaset, giderek toplumsal sorunlara çözüm üretme aracı olmaktan çıkıp kişisel tatmin ve statü gösterisine dönüşen bir alan haline gelmiştir.
Bugün birçok siyasi parti; halkın ihtiyaçlarına cevap vermek, ülkenin geleceğine dair bir vizyon ortaya koymak ya da ideolojik bir mücadele yürütmek için değil, belirli kişilerin “itibar sahibi” görünme arzusuyla kurulmaktadır.
Makam araçları, koruma orduları, televizyon ekranlarında boy göstermek, alkışlanmak ve “sayın başkan” diye hitap edilmek; siyasetin asli amacının önüne geçmiştir.
Özellikle çocukluk yaşlarından itibaren siyasetin içinde büyüyen bazı isimler için siyaset artık bir hizmet alanı değil, psikolojik bir bağımlılık biçimidir.
Güç hissi kaybolduğunda ortaya çıkan boşluk, yeni partilerle, yapay gündemlerle ve kişisel vitrini büyütme çabalarıyla doldurulmaya çalışılmaktadır.
Ancak toplumsal karşılığı olmayan, yalnızca ego üzerine inşa edilen bu yapılar kısa sürede siyasi çöplüğe dönüşmekte; geriye ise itibarsızlaşmış kurumlar ve yorulmuş bir toplum kalmaktadır.