Bugün, Karaköy’ün o daracık, rutubet kokan ama her bir taşında binlerce öykü barındıran sokaklarından birinde, tozlu bir sahaf rafına sığındım. Dışarıda, gri bir gökyüzü İstanbul’un üzerine ağır bir palto gibi serilmişken; içeride, cildi yorulmuş bir kitabın arasından düşen kurutulmuş bir mavi kantaron çiçeği ile karşılaştım. Rengi solmuş, formunu yitirmiş ama...