DOLAR
45,4172
EURO
53,2452
ALTIN
6.859,20
BIST
14.687,18
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Parçalı Bulutlu
22°C
Ankara
22°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Yağmurlu
22°C
Cuma Hafif Yağmurlu
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Pazar Hafif Yağmurlu
20°C

Hantavirüsler, Küresel Bir Salgına Dönüşür Mü?

Hantavirüsler, Küresel Bir Salgına Dönüşür Mü?
REKLAM ALANI
13.05.2026
0
A+
A-

Dünya genelinde her yıl binlerce kişiyi etkileyen Hantavirüs, özellikle kemirgenler aracılığıyla yayılan bulaşma dinamikleri nedeniyle yeniden mercek altına alındı.

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Meral Sönmezoğlu, virüsün mevcut yapısı ve yayılım hızı değerlendirildiğinde geniş çaplı bir pandemi riskinin düşük olduğunu vurguladı. İnsandan insana bulaşmanın son derece sınırlı kaldığını belirten Prof. Dr. Sönmezoğlu, bu durumun virüsün küresel bir salgın oluşturma ihtimalini zayıflattığını ifade etti.

Tarihsel Süreç ve Virüsün Tanımı

Hantavirüsler, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA yapısına sahip virüsler olarak tanımlanıyor. Bilim dünyasındaki yerini 1978 yılında alan virüs, ilk kez Kore’deki Hantaan Nehri çevresindeki bir kemirgenden izole edildi. Ancak hastalığın izleri daha eskiye, Kore Savaşı yıllarına kadar uzanıyor. 1951-1952 yılları arasında Amerikan askerleri arasında görülen ve “Kore Kanamalı Ateşi” olarak adlandırılan hastalık, binlerce vakaya ve yüzlerce ölüme neden olmuştu. Günümüzde bilinen en az 40 türü bulunan Hantavirüslerin, 22 tanesinin insanlarda hastalık yapma potansiyeline sahip olduğu biliniyor.

İki Farklı Klinik Tablo: Böbrek ve Akciğer Tutulumu

Virüs, coğrafi konuma ve tipine göre iki ana klinik tabloyla kendini gösteriyor. Amerika kıtasında daha sık rastlanan Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu (HCPS), doğrudan akciğerleri hedef alarak sıvı birikimi ve solunum yetmezliğine yol açıyor. Bu form, %20 ile %50 arasında değişen yüksek ölüm oranlarıyla dikkat çekiyor. Avrupa ve Asya’da ise daha çok Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosu görülüyor. Bu formda böbrek tutulumu, düşük tansiyon ve kanama eğilimi ön planda yer alırken, Türkiye’deki vakaların büyük çoğunluğunun da bu tabloyla uyumlu olduğu belirtiliyor.

Bulaşma Yolları ve Risk Grupları

Virüsün temel kaynağını enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğü oluşturuyor. Bu atıkların kuruyarak havaya karışması ve insanlar tarafından solunması, en yaygın bulaşma yoludur. Özellikle kapalı ve yetersiz havalandırılan alanların temizlenmesi, tarım ve ormancılık faaliyetleri bulaş riskini belirgin şekilde artırıyor. İnsandan insana bulaşma ise oldukça nadir görülen bir durum olup, sadece Güney Amerika’daki Andes virüsü türünde yakın temaslılar arasında bildirilmiştir. Çiftçiler, orman işçileri ve depo çalışanları, virüsle temas açısından en yüksek risk grubunda yer alıyor.

Belirtiler, Teşhis ve Tedavi Süreci

Virüse maruz kalındıktan sonraki 1 ila 8 hafta içinde ateş, kas ağrısı, bulantı ve kusma gibi erken belirtiler ortaya çıkabiliyor. Hastalığın ilerleyen safhalarında ise akciğer ödemi veya böbrek yetmezliği gibi hayati riskler gelişebiliyor. Tanı sürecinde hastanın geçmişteki kemirgen teması ve mesleki öyküsü kritik rol oynarken, serolojik testler ve PCR yöntemleri kesin sonuç veriyor. Hantavirüs için henüz onaylanmış bir antiviral tedavi veya aşı bulunmadığından, tedavi süreci tamamen destekleyici önlemlerden, yoğun bakım desteğinden ve sıvı dengesinin korunmasından oluşuyor.

Dünyada ve Türkiye’de Mevcut Durum

Küresel ölçekte her yıl 10.000 ile 100.000 arasında vaka kaydediliyor. En yüksek vaka sayıları Çin, Güney Kore ve Kuzey Avrupa’da görülürken, Türkiye’de 2009’dan bu yana yıllık vaka sayıları 4 ile 58 arasında seyrediyor. Uzmanlar, korunmanın en etkili yolunun kemirgenlerle teması kesmek olduğunu hatırlatıyor. Yaşam alanlarının kemirgen girişine kapatılması, gıdaların güvenli saklanması ve tozlu alanların temizlenmeden önce nemlendirilerek toz oluşumunun engellenmesi, alınabilecek temel önlemler arasında yer alıyor.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

REKLAM ALANI