Ankara kulisleri, yerel seçimlerin ardından yaşanan siyasi transfer dalgasıyla çalkalanırken, muhalefet kanadından iktidara yönelik eleştirilerin dozu artıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Partimize katılımlar sürecek” açıklamasının ardından, aralarında İYİ Parti’den Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı’nın da bulunduğu üç belediye başkanının AK Parti’ye katılması ve Erdoğan’ın bu isimlere rozet takması, siyasetin gündemini tamamen değiştirdi. Yaşanan bu gelişmelerin ardından Halk TV’ye açıklamalarda bulunan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yaşanan transfer dalgasına ve katılımlara sert sözlerle tepki gösterdi.
Siyasetin birçok zorluğu göğüslemeyi gerektiren ve aynı zamanda bir saygı alanının oluşmasına vesile olan bir iştigal alanı olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, kendisini bir yere taşıyan seçmenin iradesine saygı duymayan siyasetçilerin kimliğinin tartışma konusu olacağını belirtti. Bu durumun genel anlamıyla siyasetçiyle birlikte siyaset kurumunu da aşındıran bir hale dönüştüğünün altını çizen İYİ Parti lideri, Türkiye’de en başından itibaren yaşanan durumun tam olarak bu olduğunu ifade etti. Siyasi transferler meselesine her zaman siyaset kurumunun itibarını korumaya yönelik bir pencereden baktıklarını hatırlatan Dervişoğlu, gelinen noktada işin gerçekten şirazesinden kaymış durumda olduğunu dile getirdi.
“Tehdit ve Teklif” Kıskacında Siyasi Ahlak Sorgulaması
Bu siyasi transferlerin arkasındaki temel sebeplerin üzerinde durulması gerektiğini belirten Müsavat Dervişoğlu, ilk bakışta akla iki ihtimalin geldiğini söyledi ve bu durumu “tehdit ve teklif” olarak özetledi. Bir siyasetçinin bu iki unsurdun hangisine açık olursa olsun, bunun o siyasetçinin siyasi ahlakının sorgulanmasına yol açacağını ifade eden Dervişoğlu, transfer olan siyasilere doğrudan seslenerek, “Açığınız varsa tehdide boyun eğmeyin, siyaseti bırakın” çağrısında bulundu.
Sürecin arka planındaki yapısal sorunlara da dikkat çeken İYİ Parti lideri, bu kurguların şayet birileri tarafından maksatlı olarak siyaset kurumunun itibarını zafiyete uğratmak ve bundan siyasi rant devşirecek alanlar oluşturmak için yapılıyorsa, çok daha başka bir durumla karşı karşıya kalındığı gerçeğine vurgu yaptı. Mevcut tek adamlık rejiminin siyaseti de kişiselleştirdiğini savunan Dervişoğlu, bu sistemin kurumların kendi değerlerinin aşağıya çekilmesine vesile oluşturduğunu ve kurumsal bir aklın inşa edilebilmesinin önünde büyük bir engel olarak durduğunu belirterek, meseleye bakarken çok daha kapsamlı düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.