Le Monde, 14 uluslararası haber kuruluşu, Forbidden Stories ve Uluslararası Af Örgütü Güvenlik Laboratuvarı’nın ortaklaşa yürüttüğü geniş çaplı bir araştırma, Fas iç istihbarat servisi DGST’nin ürpertici gözetleme ağını deşifre etti. Bölgesel Gözetim Genel Müdürlüğü’nün muhalifler ve gazeteciler üzerinde kurduğu bu devasa baskı düzeneği, kimliğini gizli tutmak zorunda kalan eski bir istihbarat görevlisinin sarsıcı itiraflarıyla gün yüzüne çıktı. Güvenliği için büyük risk altında olan ve muhabirlerin “Safir” kod adıyla andığı bu kaynak, izini kaybettirmek amacıyla kafelerde dahi tek kullanımlık bardaklar tercih ederek yaşadığı korkuyu tüm gerçekliğiyle yansıtıyor.
Tek Bir Arama ile Ele Geçirilen Hayatlar
Safir’in aktardığı bilgilere göre, Fas güvenlik aygıtının teknolojiye olan açlığı hiçbir sınır tanımıyor. Bu karanlık cephaneliğin en gözde silahı ise İsrail merkezli NSO Group tarafından geliştirilen Pegasus casus yazılımı. Rabat yönetimi, 2021 yılındaki “Project Pegasus” araştırmasından bu yana iddiaları kesin bir dille yalanlasa da, Safir’in içeriden verdiği tanıklık, Fas’ın bu yazılımın sadık bir müşterisi olduğunu kesinleştiriyor. Gazeteciler ve insan hakları savunucuları, sistemin DGST envanterine girmesiyle anında hedef tahtasına oturtuldu.
Sistemin ilk evrelerinde kurbanların sahte bağlantılara tıklaması gerekiyordu. Avukat Abdessadak El Bouchattaoui’ye cazip emlak ilanları, insan hakları savunucusu Maati Monjib’e ise sahte bir spor salonu teklifi gönderilerek bu dijital tuzaklar kuruldu. Ancak 2010’ların sonuna gelindiğinde NSO Group, hedefin hiçbir işlem yapmasına gerek kalmadan cihazları tamamen ele geçirebilen yeni bir teknik geliştirdi. DGST ajanlarına bizzat verilen özel eğitimlerin ardından, kurbanların telefonları tek bir anonim aramadan sadece saniyeler sonra istihbaratın kontrolüne geçmeye başladı.
Havalimanında 30 Dakikalık USB Operasyonu
Kurulan bu gözetleme ağı yalnızca Pegasus ile sınırlı kalmadı. Fas istihbaratı, bu sistemden çok daha önce İtalyan Hacking Team şirketinin geliştirdiği RCS yazılımının da başlıca müşterilerinden biriydi. İstihbarat servisi, bu sistemle eş zamanlı olarak iki bin cihazı hedef alabilecek devasa bir lisansa sahipti.
Eski görevlinin ifadelerine göre, söz konusu casus yazılım USB bellekler aracılığıyla bilgisayarlara kolayca kurulabiliyordu. Havalimanında transit geçiş yapan hedeflerin telefonları, sınır polisinin uyguladığı planlı bir oyalama taktiği sayesinde yaklaşık yarım saat içinde gizlice ele geçirilip, işlem bittikten sonra sahiplerine iade ediliyordu. Gözetleme operasyonları sokaklara da sıçradı. 2016-2017 yıllarındaki Hirak protestoları sırasında, aktivistlerin yoğun olarak kullandığı internet kafelerdeki bilgisayarlara aynı casus yazılımlar yüklendi. Hatta protestocuların alışveriş yaptığı telefon dükkanlarına, kutusundan yeni çıkmış gibi görünen ancak önceden enfekte edilmiş cihazlar gizlice yerleştirildi.
Klimalardaki Gizli Kameralar ve İki Yıllık Ses Arşivi
İstihbaratın teknik cephaneliği mobil cihazların çok ötesine geçerek, sahte baz istasyonu gibi çalışan IMSI yakalayıcılara ve İsrailli Interionet firmasına ait NightHawk yazılımına kadar uzanıyordu. Güvenlik kameralarını dahi ele geçirebilen bu sistemlerin yanı sıra, ülkedeki tüm telefon görüşmelerinin tam iki yıl boyunca saklandığı devasa bir arşiv oluşturuldu. Teknolojinin yetersiz kaldığı anlarda ise geleneksel yöntemler devreye sokuldu.
İnsan hakları savunucusu Fouad Abdelmoumni ve nişanlısının mahrem görüntülerinin 2020 yılında gizlice yayılması, bu yöntemlerin en acımasız örneklerinden biriydi. Safir, bu özel görüntülerin doğrudan klimaya gizlenmiş bir kamerayla kaydedildiğini ve operasyonun hemen ardından cihazın iz bırakmadan söküldüğünü doğruluyor.
Muhalif Gazeteci Omar Radi’nin Yıllar Süren Takibi
Bu amansız ve çok boyutlu takibin en çarpıcı kurbanlarından biri, monarşiye karşı en gür seslerden biri olan gazeteci Omar Radi oldu. 2017 yılından itibaren aralıksız izlenen Radi’nin evindeki aydınlatma armatürlerine kontakt lens büyüklüğünde mikro kameralar yerleştirildi, tüm özel konuşmaları deşifre edildi ve sıkça gittiği kafelerde masaların altına mikrofonlar saklandı. Bu dinleme ağı sadece kendisini değil, tüm yakın çevresini de kapsayacak şekilde genişletildi. Casusluk, tecavüz ve cinsel saldırı suçlamalarıyla usulsüzlüklerin gölgesinde yargılanan Radi, 2021’de mahkûm edildikten sonra ancak 2024 yılında kraliyet affıyla serbest kalabildi.
Tüm bu fiziksel ve dijital takibin yanı sıra, istihbarat servisi bünyesinde özel olarak kurulan onlarca kişilik bir ekip, sosyal medyayı rejim yanlısı yorumlarla doldurmak ve muhalifleri doğrudan hedef almakla görevlendirildi. Batı Sahra’nın bağımsızlığı için mücadele eden aktivist El Mahjoub Maliha gibi Pegasus mağdurları, üzerlerinde kurulan bu yoğun baskının sosyal çevrelerini giderek daralttığını ve insan hakları faaliyetlerini köklü biçimde etkilediğini vurguluyor.
Ortaya çıkan bu dehşet verici gözetleme ağına dair araştırmayı yürüten uluslararası haber kuruluşlarının soruları ise Fas makamları tarafından tamamen yanıtsız bırakıldı.