DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı’nda yaptığı kapsamlı değerlendirmelerde Türkiye’nin dış politikadan ekonomiye, toplumsal refahtan siyasi nezakete kadar pek çok alanda derin bir yönetim krizi içerisinde olduğunu vurguladı. Konuşmasının odağına Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması tartışmalarını alan Babacan, meselenin bir egemenlik sorunu olduğuna dikkat çekerek, kararın açıklanma biçimini ve yerini sert sözlerle eleştirdi.
“Egemenlik Alanımızdaki Karar Atina’da Açıklanamaz”
Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılacağı yönündeki haberlerin yankıları sürerken Babacan, bu durumun Türkiye’nin egemenlik haklarıyla doğrudan ilgili olduğunu belirtti. Heybeliada’nın Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yer aldığını hatırlatan Babacan, böylesine kritik bir kararın açıklamasının neden Atina’da ve Patrik tarafından yapıldığını sorguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz Eylül ayında Washington ziyareti sırasında bu konuyu konuşacağını “ağzından kaçırdığını” savunan Babacan, eğer bir karar alınmışsa bunun bizzat Türkiye’nin yetkili makamları tarafından millete açıklanması gerektiğini ifade etti. Babacan, yapılan işin doğruluğunun veya yanlışlığının ötesinde, sürecin yürütülme biçiminin devlet ciddiyetiyle bağdaşmadığını dile getirdi.
Ekonomide Üretimden Kopuş ve “Kuyumcu Titizliğinde” Et Alışverişi
Ekonomik verilere dair karamsar bir tablo çizen Babacan, özellikle kırmızı et fiyatlarındaki artışın halkın beslenme alışkanlıklarını kökten değiştirdiğini söyledi. Kırmızı etin artık birçok hane için temel gıda olmaktan çıkıp ulaşılması güç bir lükse dönüştüğünü belirten lider, vatandaşın kasaba giderken adeta bir kuyumcuya girer gibi tedirgin olduğunu ifade etti. Tarım ve hayvancılık politikalarının iflas ettiğini savunan Babacan, mevcut sistemin üreticiyi desteklemek yerine ithalatçıları zengin ettiğini, çiftçinin ise üretimden kopma noktasına geldiğini vurguladı.
Sanayi üretimindeki yavaşlamaya da değinen Babacan, iktidarın büyüme iddialarının aksine fabrikaların kapandığını ve üretim bantlarının durduğunu söyledi. İstanbul Ticaret Odası’nın verilerine atıfta bulunarak, Türkiye tarihinde ilk kez tüketim ürünü ithalatının yatırım ürünü ithalatını geçtiğini kaydeden Babacan, bu dengesizliğin gelecekteki ihracat potansiyelini de yok ettiğini belirtti. Ekonominin sadece yüksek faiz, yüksek vergi ve düşük maaş sarmalına hapsedildiğini ifade ederek, kriz yönetiminin sıra dışı adımlar gerektirdiğini hatırlattı.
Emekli İkramiyesi ve Siyasetteki “İnsanlık” Vurgusu
Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde emeklilere verilecek 4 bin liralık ikramiyeyi yetersiz bulan Babacan, geçmişte bir emekli ikramiyesiyle kurbanlık bir koyun alınabildiğini ancak bugünkü fiyatlarla bunun imkansız hale geldiğini söyledi. Diyanet’in açıkladığı 18 bin liralık kurban fiyatı karşısında 4 bin liranın sembolik kaldığını belirten Babacan, bayram ikramiyesinin en az bir aylık emekli maaşı seviyesine çıkarılması gerektiğini savundu. Devletin faize ayırdığı devasa bütçenin küçük bir kısmıyla emekliye 14. maaş imkanı sağlanabileceğini, bunun tamamen bir siyasi irade meselesi olduğunu ekledi.
Son olarak siyasi etik konusundaki bozulmaya dikkat çeken Babacan, partiler arası milletvekili transferlerini ve siyasilerin birbirlerine yönelik ağır ithamlarını eleştirdi. Siyasette kalitenin düştüğünü, utanç ve vicdan duygusunun zayıfladığını belirten Babacan, “Siyasete girmek için insanlıktan çıkmak gerekmez” diyerek tüm siyasi aktörleri nezakete ve etik kurallara uymaya davet etti.