<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>suriye &#8211; Ankara Yazıyor</title>
	<atom:link href="https://ankarayaziyor.com/tag/suriye/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankarayaziyor.com</link>
	<description>Fikri Hür, Vicdanı Hür!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 27 Jul 2026 06:12:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://ankarayaziyor.com/wp-content/uploads/2025/07/Adsiz-tasarim-2-150x150.png</url>
	<title>suriye &#8211; Ankara Yazıyor</title>
	<link>https://ankarayaziyor.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Netanyahu’dan Washington Dönüşü Öncesi Çekilme Taleplerine Red Sinyali</title>
		<link>https://ankarayaziyor.com/gundem/netanyahudan-washington-donusu-oncesi-cekilme-taleplerine-red-sinyali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[AnkaraYaziyor]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 06:12:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[donald trump]]></category>
		<category><![CDATA[gazze şeridi]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[netanyahu]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[washington]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankarayaziyor.com/?p=4025</guid>

					<description><![CDATA[İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ordusunu Suriye, Lübnan’ın güneyi ve Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bölgelerden çekme yönündeki talebini geri çevireceği öne sürüldü. İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan habere göre bu gelişme, Netanyahu’nun Washington’a hareketi öncesinde gerçekleştirdiği haftalık kabine toplantısında gündeme geldi. Washington yönetiminin söz konusu alanlardan çekilme baskısını artırdığı belirtilirken, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph"><strong>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ordusunu Suriye, Lübnan’ın güneyi ve Gazze Şeridi’nde işgal ettiği bölgelerden çekme yönündeki talebini geri çevireceği öne sürüldü. İsrail’in Kanal 13 televizyonunda yer alan habere göre bu gelişme, Netanyahu’nun Washington’a hareketi öncesinde gerçekleştirdiği haftalık kabine toplantısında gündeme geldi. Washington yönetiminin söz konusu alanlardan çekilme baskısını artırdığı belirtilirken, Netanyahu’nun kabine üyelerine bu talebe şiddetle karşı çıkacağını ve kesin bir dille hayır diyeceğini ilettiği aktarıldı.</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı haberde, Washington’ın çekilme istediği Gazze Şeridi’ne Uluslararası İstikrar Gücü’nün (ISF) girmesine Tel Aviv yönetimince onay verildiğine dikkat çekildi. Kanal 13’e konuşan kaynaklar, İsrail ordusunun &#8220;Sarı Hat&#8221; üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini ve Hamas tamamen silahsızlanıp bölgeden çıkarılana kadar herhangi bir geri çekilmenin yaşanmayacağını belirtti. Şu aşamada ISF bünyesinde Uganda ve Fas gibi İsrail ile dost ülkelerden yaklaşık 200 temsilcinin yer aldığı ifade ediliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İsrail kabinesinin, ISF personeline &#8220;Uluslararası Kuruluşlar İçin Dokunulmazlıklar&#8221; yasası kapsamında dokunulmazlık tanınmasını kararlaştırdığı kaydedildi. Yetkililer, bu uluslararası gücün yalnızca İsrail ordusunun işgali dışındaki bölgelerde ve orduyla tam koordinasyon halinde görev yapacağını vurguladı. Yapılan açıklamada, herhangi bir ISF unsurunun ülkeye girişinin başbakan, savunma bakanı ve dışişleri bakanının ayrı ayrı onayına bağlı olacağı belirtildi. Ayrıca İsrail’in güç gönderecek ülkeleri yalnızca barış anlaşması bulunan ve uluslararası alanda Tel Aviv yönetimine karşı faaliyet yürütmeyen devletler arasından seçeceği ifade edildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gazze’de 10 Ekim 2025 tarihinde yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail’in saldırı, yıkım ve ablukayı sürdürdüğü biliniyor. Bölgenin yaklaşık yüzde 70’ini işgal altında tutan İsrail, Filistinlileri yüzde 30’u aşmayan dar bir alana sıkıştırmış durumda. Netanyahu’nun yarın Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile bir araya gelerek son durumu masaya yatırması bekleniyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulus Devletlerin Geleceği &#8211; Murat Özkan&#8217;ın Kaleminden</title>
		<link>https://ankarayaziyor.com/kose-yazilari/murat-ozkan/ulus-devletlerin-gelecegi-murat-ozkanin-kaleminden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[AnkaraYaziyor]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Sep 2025 12:32:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Murat Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[dini]]></category>
		<category><![CDATA[etnik]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[murat özkan]]></category>
		<category><![CDATA[suriye]]></category>
		<category><![CDATA[ulus devlet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankarayaziyor.com/?p=1256</guid>

					<description><![CDATA[Birinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’nın önerdiği çözüm, çok dinli ve çok etnikli imparatorlukların yerine ulus-devletlerin kurulmasıydı. Yerel aydınlar da bu formun istikrar sağlayacağına inanmışlardı. Ulus-devlet modeli, bir asır boyunca bölgenin temel siyasal çerçevesini oluşturdu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Birinci Dünya Savaşı sonrasında Batı’nın önerdiği çözüm, çok dinli ve çok etnikli imparatorlukların yerine ulus-devletlerin kurulmasıydı. Yerel aydınlar da bu formun istikrar sağlayacağına inanmışlardı. Ulus-devlet modeli, bir asır boyunca bölgenin temel siyasal çerçevesini oluşturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Fakat uygulama beklenen sonucu vermedi. Ulus-devletler, çoğu zaman farklı kimlikleri bastırarak, tekçi bir anlayışa dayandılar. Bu baskıcı yön, darbeleri, çatışmaları ve meşruiyet krizlerini beraberinde getirdi. Suriye ve Irak bu anlayışın somutlandığı devletler olmuştur. Neticede Batı’nın da müdahalesiyle bu devletler bugünkü durumuna gelmişlerdir.</p>



<ol start="20" class="wp-block-list">
<li>yüzyılın sonlarına doğru Batı’da farklı bir yaklaşım gündeme geldi: Etnik ve dini çeşitliliğe sahip bölgelerde federatif veya konfederal parçalı yapılar. Bu model, özellikle liberal İslamcı çevrelerde “özgürlük” söylemiyle cazip bulundu.</li>
</ol>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak sahadaki örnekler, bu iddiaları boşa çıkardı. Lübnan, etnik ve dini temsiliyete dayalı devlet kurgusuyla çoğulculuğun örneği olarak sunulmuştu. Ne var ki bu model, toplumsal barışı sağlamadı; tam tersine mezhepler arası rekabeti, dış müdahaleleri ve sürekli bir istikrarsızlığı doğurdu. Bugün Lübnan, parçalı devlet yapısının çatışmayı artırdığının en açık kanıtıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren ulus-devlet çerçevesiyle varlığını sürdürdü. Ancak günümüzde yaşanan tartışmalar salt bir hükümet değişikliğini değil, devletin temel kurgusunun iktidar tarafında yeniden yazılmasını ifade ediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kayyum uygulamaları, yargı süreçlerindeki siyasallaşma ve muhalefete yönelik baskılar, merkezi devlet yapısını dönüştürmenin araçlarına dönüşüyor. “Yeni anayasa” tartışmaları ise bireysel hakları genişletmekten çok, parçalı modellere geçişin zeminini oluşturmayı amaçlıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ulus-devletin sorunlarını görmezden gelmek mümkün değildir. Tekçi ve dışlayıcı uygulamalar demokratikleşme ihtiyacını açıkça ortaya koyuyor. Ancak çözüm, ulus-devleti parçalamak değil; onu daha güçlü, daha kapsayıcı ve daha demokratik hale getirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyetçi aydınlar ve siyasetçiler için görev açıktır: Ulus-devleti terk etmeyi değil, onu demokratikleştirerek korumayı savunmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin önünde iki seçenek vardır. Birincisi, Lübnan örneğinde görüldüğü gibi, parçalı ve mezhep/etnik temelli modellere yönelmek; bu yolun sonu istikrarsızlık ve çatışmadır. İkincisi, ulus-devleti demokratikleştirerek korumak; bu ise hukukun üstünlüğü, güçler ayrılığı, hesap verebilirlik ve güçlü bir sivil toplumla mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Cumhuriyet’in yeniden kaybedilmesi halinde onu geri kazanmak çok daha zor olacaktır. Bu nedenle bugünün sorumluluğu, ulus-devleti demokratikleştirmek ve korumaktır. Çözüm, parçalamakta değil; koruyarak dönüştürmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
