DOLAR
44,4931
EURO
52,0195
ALTIN
6.746,57
BIST
13.536,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Hafif Yağmurlu
9°C
Ankara
9°C
Hafif Yağmurlu
Perşembe Az Bulutlu
9°C
Cuma Hafif Yağmurlu
8°C
Cumartesi Hafif Yağmurlu
6°C
Pazar Az Bulutlu
9°C

Komisyon değil koalisyon!

29.07.2025
3
A+
A-

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP),Ak Parti tarafından yıllardır, defalarca sistematik baskıya, itibarsızlaştırma kampanyalarına, medya ambargolarına ve mecliste verilen her önergesinin rutin olarak reddedilmesine maruz kalmıştır. Bu koşullar altında CHP’nin hâlâ TBMM’de “demokratik mücadelesini” sürdürme kararlılığı bazı kesimlerce bir direniş olarak görüldüyse de, son olarak AKP ve DEM Parti tarafından kurulan komisyona katılma kararı, bir kırılma anı olarak değerlendirilmeyi hak ediyor.

Bir Yere Ait Olma Hırsı mı, Yoksa Kayıtsızlık mı?

CHP, bugüne kadar iktidarın gölgesinde kurulan, adil temsile dayanmayan ve çoğu zaman yalnızca iktidarın meşruiyetini tahkim etmeyi amaçlayan komisyon ve platformlara karşı mesafeli durmuştu. Ancak bu kez, AKP ile birlikte hareket eden DEM Parti’nin de içinde yer aldığı bir komisyonda “bulunma kararı” alması, ilk bakışta bir uzlaşma gibi gösterilmeye çalışılsa da, aslında CHP’nin kimlik krizinin bir dışavurumudur.

Bir yanda yıllardır “tek adam rejimi” diye adlandırdığı bir iktidar yapısına karşı demokratik direniş iddiası taşıyan bir parti; diğer yanda, o iktidarın kurduğu zeminde şekillenen bir komisyonda yer almak. Bu çelişki, CHP’nin yalnızca siyasi karar alma mekanizmasındaki tutarsızlığını değil, aynı zamanda ilkeleri uğruna “bedel ödeme” iradesinden ne kadar uzaklaştığını da gösteriyor.

23 Yılın Ardından Gelen Sessizlik

CHP’nin son yıllarda en çok eleştirildiği konulardan biri, iktidarın kurduğu oyunları bozmak yerine o oyunun bir parçası hâline gelmesidir. “Sistemi içeriden düzeltme” hayaliyle yapılan her iş birliği, AKP’nin hegemonik siyasetini daha da sağlamlaştırmaktan öteye gitmedi. Bu komisyona katılım da istisna değil, bir devam halkasıdır.

23 yıl boyunca mecliste verilen önerilerin reddedildiği, seçimlerin eşit ve adil ortamda yapılmadığı, yargı bağımsızlığının kaybolduğu ve medya gücünün iktidarın sopası haline getirildiği bir ortamda, hala bu düzene meşruiyet kazandıracak adımlar atmak, ne yazık ki bir “dik duruş” değil, bir “eğilme biçimidir”.

Ne Yapılmalıydı?

CHP eğer gerçekten farklılaşmak, halka umut vermek ve yeniden “değişim” söylemini ete kemiğe büründürmek istiyorsa; AKP’nin kurduğu hiçbir sahneye figüran olarak çıkmamalıydı. Komisyonu reddetmek, bu baskı düzenine karşı bir tutum almak, halkın karşısında “Biz bu oyunun parçası değiliz” diyebilmek asıl muhalefet tavrı olurdu.

CHP’nin AKP ve DEM Parti tarafından kurulan komisyona katılması, stratejik bir hamle değil, ilkesel bir savrulmadır.

Bu karar, 23 yıldır süren mücadelenin ruhuna ters düşmektedir. Muhalefetin iktidar tarafından şekillendirilmiş zeminlerde rol alması, yalnızca o iktidarın meşruiyetine hizmet eder. Türkiye, sahici, cesur ve dışarıdan kendi zeminini kurarak gelen bir muhalefete ihtiyaç duyarken; CHP hâlâ içeriden değişim umudu taşıyorsa, o umut çoktan eskimiş demektir.

Yazarın Diğer Yazıları
REKLAM ALANI