Gazeteciliğin sembol ismi Uğur Mumcu’nun ailesi, suikast dosyasının Adalet Bakanlığı tarafından yeniden incelemeye alınmasının ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten randevu talebinde bulundu. Eşi Şükran Güldal Mumcu ile çocukları Şinasi Özgür Mumcu ve Özge Mumcu Aybars, avukatları Turgut Kazan ve Yalçın Akbal aracılığıyla 27 Temmuz’da yapılan bu başvurudan henüz bir yanıt alabilmiş değil. Aile, yargılaması devam eden bir dosya hakkında Adalet Bakanlığı bünyesinde ayrıca bir inceleme başlatılmasının ve iktidar medyasında çıkan iddiaların yarattığı kaygıları yetkililere iletmeyi hedefliyor.
Adalet Bakanlığı’nın zamanaşımına uğramamış yaklaşık 680 faili meçhul dosyayı incelemeye alması ve Uğur Mumcu dosyasının da bu kapsama dahil edilmesi aile cephesinde ciddi endişelere yol açtı. Şükran Güldal Mumcu, Şinasi Özgür Mumcu ve Özge Mumcu Aybars adına yapılan açıklamada, mahkeme huzurunda süreci devam eden bir dosyanın hangi amaç, kapsam ve usülle bakanlık masasında ele alındığının netleşmediği ifade edildi. Aile, bu durumun derin bir belirsizlik oluşturduğunu vurgulayarak, yürütülecek her türlü incelemenin cinayetin arkasındaki eksik bağlantıları aydınlatmaya hizmet etmesi gerektiğinin altını çizdi.
Cinayetin hukuki geçmişine bakıldığında, Uğur Mumcu suikastının Muammer Aksoy, Bahriye Üçok ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleriyle birlikte Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldüğü biliniyor. Yargılama sonucunda eylemlerin Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu’nun İran bağlantılı örgütsel yapısı içinde planlandığı kabul edilmişti. Bombayı hazırlayan Ferhan Özmen ve gözcülük yapan Necdet Yüksel hakkındaki mahkûmiyet kararları kesinleşerek infaz süreçleri başlatıldı. Ancak bombayı araca yerleştirmekle suçlanan Oğuz Demir hâlen firari durumda bulunuyor. Demir hakkındaki dosya ayrılmış olup Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılama devam ediyor; fakat bugüne kadar iadesine veya yakalanmasına yönelik girişimlerden bir sonuç alınamadı.
Süreç devam ederken iktidar medyasından Türkiye Gazetesi’nde yer alan “Mossad öldürdü, dindarlara yıktı! Uğur Mumcu suikastında derin kurgu” başlıklı haber aile tarafında tepkiyle karşılandı. Emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş’un beyanlarına dayandırılan bu haberin, kesinleşmiş yargı kararlarındaki sorumlulukları gölgelemeyi amaçladığı savunuldu. Daha önce Ferhan Özmen’in avukatı tarafından yargılamanın yenilenmesi talebine gerekçe gösterilen Karakuş’un açıklamaları, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 12 Mart 2025’te reddedilmiş, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi de 6 Mayıs 2025’te bu itirazı kesin olarak karara bağlamıştı. Mahkeme, Karakuş’un soruşturmada resmi bir görevi bulunmadığını, beyanlarının dosyaya dayalı doğrudan bilgi taşımadığını ve kişisel değerlendirmeden ibaret olduğunu tespit etmişti.
Mumcu ailesi, cinayetin tüm yönleriyle, azmettirenleri, karar vericileri ve uluslararası bağlantılarıyla araştırılmasına karşı olmadıklarını, aksine bunu talep ettiklerini belirtti. Ancak yürütülecek çalışmaların kesinleşmiş kararları etkisizleştirmemesi, hükümlüleri aklamaması ve kaçak sanık Oğuz Demir’in yakalanması sorumluluğunu geri plana atmaması gerektiği kaydedildi. Kaçak sanık nedeniyle zamanaşımı riski taşımayan dosyada devletin asıl görevinin Demir’i yakalamak olduğunu belirten aile; Adalet Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı’nı gerekli adımları atmaya davet ederek Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten randevu taleplerinin gecikmeksizin karşılanmasını beklediklerini yineledi.