Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde düzenlenen grup toplantısında gündeme dair son derece kritik açıklamalarda bulundu. Kürsüden uluslararası ilişkiler, bölgesel çatışmalar ve güvenlik politikalarına yönelik net mesajlar veren Bahçeli, Türkiye’nin savunma altyapısına ilişkin çok önemli bir eksikliğe dikkat çekti. NATO ittifakı içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu belirten MHP lideri, bu kurumların yeniden faaliyete geçirilmesinin bir milli beka meselesi olduğunu açıkça ilan etti.
Küresel Güvenlik Sahnesinde Çatışma ve İstikrarsızlık
Uluslararası nizamda hamlelerin artık yalnızca masa üzerinde yapılmadığı, gözü dönmüş şer odaklarının gizli ajandalarının birer birer ortaya çıktığı bir dönem yaşanmaktadır. Bölgenin göğsüne adeta bir hançer gibi saplanan siyonist odak, barışın önündeki en büyük engel olarak öne çıkarken, süreçten haksız çıkar sağlama gayretini sürdürmektedir. Barış iklimini baltalamak isteyen ajanların sahne aldığı bu konjonktürde, ateşkes mülahazaları da sürekli olarak sabote edilmektedir. Küresel güvenlik sahnesindeki perdeler aralandığında karşımıza çıkan kanlı zincir, Karadeniz’de sulhun sağlanamadığını ve Orta Doğu’daki savaşların tüm şiddetiyle sürdüğünü göstermektedir.
Gelişmeler kapsamında ABD ve İran arasındaki müzakereler dikkatle takip edilirken, siyonist vahşetin bombaları sahada varlığını korumaya devam etmektedir. Sahadaki bu tablo, kalıcı bir masanın kurulmasını imkansız hale getirmektedir. Korsan yapının arkadan hançer saplayan ve yeni saldırılar kurgulayan stratejisi karşısında Netanyahu, barışı amaçlayan mutabakatları engelleme gayretindedir. Siyonist şebeke, varılan ya da varılması planlanan mutabakatları tamamen kendi çıkarlarına göre eğip bükmektedir. Diğer taraftan Karadeniz’de de sular durulmamakta, Ukrayna ve Rusya savaşı bölgesel istikrarın önündeki en büyük engellerden biri olarak varlığını sürdürmektedir. Ne zaman bir barış esintisi belirse başka bir olay gelişmektedir. Böylesi kritik bir dönemde Ankara’da yapılacak NATO zirvesi, stratejik aklın kendisini göstermesi açısından tarihi bir önem taşımaktadır.
Türkiye’nin NATO’daki Muazzam Sicili ve Savaş Denklemi
Türkiye, ittifak ilişkileri boyunca müttefiklik hukukunun gereğini yıllarca en üst düzeyde göstermiştir. Bu süreçte Türk Hava Kuvvetleri üzerine düşen tüm görevleri yerine getirmiş, Türk Ordusu hiçbir zorluktan kaçmayacağını dosta ve düşmana açıkça kanıtlamıştır. Bu nedenle Türkiye, NATO masasında mahcubiyetle değil, muazzam bir sicil ile oturmaktadır. Bugün ittifakın yeni bir dönemin eşiğinde olduğu ve önündeki hayati, kritik başlıkların tam kalbinde Türkiye’nin yer aldığı görülmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti, başkalarının icazeti ile değil, tamamen kendi iradesiyle oturduğu bu masada tarihi bir anıt gibi yükselmektedir. Başkent Ankara’yı hesaba katmadan NATO bünyesinde ittifak hesabı yaparak yol almaya çalışmak, kaygan zeminde gözleri kapatıp ilerlemekten farksızdır. Türkiye’nin bulunmadığı herhangi bir denklemin çökmesi kaçınılmazdır. Geçmişte Doğu Akdeniz’de şımarık çocukların Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yürüttüğü ve arkasından alkışlandığı provokasyon günleri artık tamamen geride kalmıştır.
Cephe Gerisinde Hayati Noksanlık: Askeri Sağlık Altyapısı
Tüm bu küresel dengeler ve askeri gereksinimler ışığında, Türkiye’nin savunma yapısındaki hayati bir eksikliğe parmak basılması gerekmektedir. Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu durum, şanlı Türk ordusunun büyüklüğü ve azameti karşısında kabul edilemez bir noksanlık teşkil etmektedir. Cephede kazanılan her şanlı zaferin kalıcı olması ve tahkim edilmesi, ancak cephe gerisindeki lojistik ve tıbbi hazırlıkların tam anlamıyla donatılmasıyla mümkündür. Dolayısıyla, askeri hastanelerin yeniden açılması lüks değil, hayati bir nedene dayanmaktadır ve doğrudan doğruya bir milli beka meselesidir.