Anayasa Mahkemesi, Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993 tarihinde 35 kişinin yaşamını yitirdiği katliama ilişkin yargı sürecinin etkili şekilde yürütülmediğine karar verdi. Yüksek Mahkeme Genel Kurulu’nun 23 Temmuz tarihli gündem toplantısında ele alınan bireysel başvuruda, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine oy birliğiyle hükmedildi. Yargısal sürecin etkisizliği gerekçesiyle başvuruculara manevi tazminat ödenmesi kararlaştırılırken, kararın detaylı gerekçesinin daha sonra açıklanacağı bildirildi.
Katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları tarafından 2014 yılında yapılan bireysel başvuru, 12 yıl sonra karara bağlanmış oldu. Yargılama sürecinin yetersiz kaldığı ve bu durumun yaşam hakkını ihlal ettiği iddiasını inceleyen Yüksek Mahkeme, başvurucuların gerekçelerini haklı buldu.
Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran olayda, Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu 33 aydın, sanatçı ve yazar ile 2 otel çalışanı hayatını kaybetmişti. Aradan geçen 33 yıla rağmen facia; yaşanan can kayıplarının ötesinde süreçteki ihmaller, yargılamadaki tartışmalar, firari sanıklar ve zaman aşımı kararlarıyla toplumsal hafızadaki yerini koruyor.
Katliamın ardından 124 kişi hakkında “laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma” suçlamasıyla dava açılmış ve dosya güvenlik gerekçesiyle Ankara’ya nakledilmişti. Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 26 Aralık 1994’te açıkladığı ilk kararda 26 sanığa 20’şer yıl hapis cezası verdi. Ancak bu cezalar Aziz Nesin’in “tahriki” gerekçe gösterilerek 15 yıla indirildi. Mahkeme, 60 sanığı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten 3’er yıl hapse mahkum ederken 37 kişi hakkında beraat kararı verdi.
Yargıtay’ın, olayların Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu belirterek kararı bozmasının ardından yeniden görülen davada 33 sanık idam cezasına çarptırıldı. Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasıyla birlikte bu cezalar ağırlaştırılmış müebbet hapse çevrildi; diğer sanıklar hakkında ise 2 yıldan 15 yıla kadar değişen hapis cezaları kesinleşti.
Sürecin firari sanıklar boyutu ise farklı bir hukuki tablo ortaya çıkardı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, 2012 yılında yakalanamayan beş sanık hakkındaki davayı zaman aşımı nedeniyle düşürdü ve bu karar 2014’te Yargıtay tarafından onandı. Ana davadan ayrılan üç firari sanık hakkındaki dosya da 2023 yılında yine zaman aşımı gerekçesiyle kapatıldı. Yaşamını yitirenlerin yakınları ve avukatları ise yaşananların “insanlığa karşı suç” niteliği taşıdığını ve bu nedenle davanın zaman aşımına uğramaması gerektiğini vurgulamaya devam ediyor.