Küresel piyasalar, jeopolitik gerilimlerin ve makroekonomik belirsizliklerin gölgesinde tarihin en kritik haftalarından birine giriş yapıyor. Dünya kamuoyunun odağında, sekiz yıllık uzun bir aranın ardından ilk kez Çin’e gidecek olan ABD Başkanı Donald Trump’ın Pekin temasları yer alıyor. 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek olan bu ziyaret, sadece diplomatik bir buluşma değil, aynı zamanda küresel ticaretin geleceğini belirleyecek bir denge arayışı olarak görülüyor.
Görüşmelerin ana eksenini, Ekim ayında Güney Kore’de sağlanan ticaret ateşkesinin korunması ve 2025 yılı başında alevlenen gümrük vergisi savaşlarının daha fazla büyümesinin engellenmesi oluşturuyor. Xi Jinping ile masaya oturacak olan Trump’ın ajandasında Tayvan meselesi de bulunurken, Çin’in Hollanda ekonomisi büyüklüğüne ulaşan devasa ticaret fazlası Washington üzerindeki korumacı baskıyı tetiklemeye devam ediyor.
Enerji cephesinde ise gözler dünyanın en büyük ham petrol ihracatçısı Saudi Aramco’nun bugün açıklayacağı ilk çeyrek bilançosuna çevrilmiş durumda. Bu rapor, Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin durma noktasına gelmesiyle sonuçlanan çatışmaların finansal hasar tespitini yapacak. Milyonlarca varillik kapasitenin devre dışı kalması petrol fiyatlarını yukarı yönlü zorlarken, Basra Körfezi’nde ABD ve İran kuvvetleri arasında tırmanan yeni gerginlikler diplomatik çözüm umutlarını gölgeliyor. Piyasa aktörleri, İran’ın ABD tarafından sunulan ancak pek çok kritik noktayı yanıtsız bırakan barış teklifine nasıl bir yanıt vereceğini pürdikkat izliyor.
ABD ekonomisi için de önümüzdeki hafta bir sınav niteliği taşıyor. Savaş kaynaklı enerji fiyatlarındaki artışın etkileri, Salı günü açıklanacak olan TÜFE verileriyle gün yüzüne çıkacak. Akaryakıt maliyetlerindeki yükselişin etkisiyle tüketici fiyatlarında yüzde 0.6’lık bir artış beklenirken, hafta boyunca gelecek olan ÜFE ve perakende satış verileri Fed’in “şahin” duruşunu ne ölçüde sertleştireceğini belirleyecek. Artan yaşam maliyetlerinin Amerikan hanehalkı harcamalarını frenleyip frenlemediği, ekonominin resesyon karşısındaki direncini test edecek ana gösterge olacak.
Asya ve Avrupa kanadında da sular durulmuyor. Japonya, İran’daki savaşın ihracat üzerindeki etkilerini cari işlemler verileri üzerinden takip ederken, Yen’i desteklemek adına yapılan müdahalelerin ardından gerçekleşecek tahvil ihaleleri yatırımcı iştahını ölçecek. Diğer yandan İngiltere, IMF’nin büyüme tahminlerini yüzde 0.8’e çektiği ve borçlanma maliyetlerinin hızla yükseldiği bir atmosferde Mart ayı büyüme rakamlarını bekliyor. Starmer hükümetinin ekonomik sınavı niteliğindeki bu veriler, İngiliz ekonomisinin savaşın küresel sarsıntılarına karşı ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyacak.