DOLAR
45,9026
EURO
53,3712
ALTIN
6.589,46
BIST
13.697,02
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
21°C
Ankara
21°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
22°C
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Hafif Yağmurlu
25°C
Perşembe Az Bulutlu
25°C

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: GSYH 1,64 Trilyon Dolara Ulaştı

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz: GSYH 1,64 Trilyon Dolara Ulaştı
REKLAM ALANI
01.06.2026
9
A+
A-

Türkiye ekonomisi, küresel ölçekte yaşanan çoklu krizlerin ve bölgesel jeopolitik gerilimlerin tırmandığı bir konjonktürde, sağlıklı politika çerçevesi ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda dayanıklılığını korumaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın 2026 yılı birinci çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yaptığı yazılı açıklama, iktisadi faaliyetteki dirençli seyrin sürdüğünü ortaya koyuyor. Son 23 çeyrektir kesintisiz bir büyüme performansı sergileyen Türkiye ekonomisi, bu yılın birinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,5 oranında bir büyüme kaydetti.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler dikkate alındığında ise bir önceki çeyreğe göre elde edilen yüzde 0,1’lik büyüme oranı, ekonomik dinamizmin korunduğuna işaret ediyor. Bu performansla birlikte, 2025 yılında tarihi bir rekor kırarak 1,60 trilyon dolar seviyesine ulaşan gayrisafi yurt içi hasıla, 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,64 trilyon dolar seviyesine yükseldi.

Sektörel Dağılımda Dengeli Dönüşüm ve İstihdam payı

Üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH bileşenleri incelendiğinde, sektörel bazda öngörülen ayrışmaların hayata geçtiği görülüyor. Geçtiğimiz yıl olumsuz hava koşullarının yarattığı etkilerle daralma yaşayan tarım sektörü, bu dönemde güçlü bir toparlanma eğilimi içerisine girerek yüzde 4,6 oranında büyüme gösterdi. İnşaat sektörünü de kapsayan hizmetler alanı aynı dönemde yüzde 3,4 oranında büyürken, bu sektörün büyüme hızında gözlenen yavaşlama, yürütülen dezenflasyon programı ile uyumlu bir görünüm sergiledi. Diğer taraftan sanayi sektörü, dış talepte yaşanan yavaşlamanın bir yansıması olarak bu çeyrekte yüzde 0,8 oranında daraldı. Söz konusu daralmada, ramazan ayının 2026 yılında ilk çeyreğe kayması nedeniyle ortaya çıkan işgünü kayıpları da etkili oldu. Ekonomik verilerin iş gücü piyasasına yansıması bakımından dikkat çekici bir gelişme olarak, 2026 yılı ilk çeyreğinde iş gücü ödemelerinin milli gelir içindeki payı yüzde 38,1 oranı ile tarihi en yüksek seviyesine ulaştı.

İç Talep ve Yatırımların Makroekonomik Kompozisyondaki Rolü

Harcamalar yönünden makroekonomik kompozisyon analiz edildiğinde, nihai yurt içi talebin iktisadi faaliyetin temel sürükleyicisi olma konumunu sürdürdüğü anlaşılıyor. Bu doğrultuda toplam tüketim harcamaları yüzde 4,4 oranında artış kaydetti. Üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından büyük bir önem taşıyan makine ve teçhizat yatırımları ile gayrisafi sabit sermaye oluşumu ise yüzde 3 oranında büyüme kaydetti. Toplam tüketim harcamalarının tarihsel ortalamasının altında bir artış göstermesine karşın yatırımlardaki artış eğiliminin korunması, ülkenin üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından olumlu bir görünüme işaret ediyor. Deprem illerindeki yeniden inşa ve ihya faaliyetlerinin etkisiyle ivme kazanan inşaat yatırımları ise bu dönemde, geçmiş dönemlere kıyasla bir miktar yavaşlama sergileyerek yüzde 3,3 oranında arttı.

Küresel Sınamalar Karşısında Kararlı Politika Adımları

Dış ticaret dengesinde, başta Körfez ülkeleri olmak üzere Türkiye’nin ana ticaret ortaklarındaki zayıf dış talep görünümü ve küresel emtia fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar belirleyici oldu. Bu gelişmelerin etkisiyle net mal ve hizmet ihracatı, büyümeyi geçici olarak sınırlayıcı bir rol oynadı. Türkiye ekonomisinde gerçekleşen bu büyüme oranları, uygulanan makroekonomik istikrar programının hedefleriyle ve küresel krizlere karşı direnç gösteren yapısal dinamiklerle uyum sergiliyor. 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program çerçevesinde belirlenen ana istikamet ve hedefler doğrultusunda, ekonominin verimliliğini artıran ve şoklara karşı bağışıklığını güçlendiren politikalar tavizsiz bir şekilde hayata geçiriliyor.

Bölgede yaşanan jeopolitik gerginlikler ile küresel sınamalar, makroekonomik dengeler üzerindeki olası yansımaları yönünden çok yakından takip ediliyor. Bu doğrultuda, ilgili tüm kurumlar makroekonomik istikrarı korumaya dönük araçları ihtiyaç duyulduğunda tam bir eş güdüm içerisinde ve kararlılıkla devreye alıyor. Son dönemdeki küresel ekonomik tahminler çerçevesinde, 2026 yılının tamamında büyüme oranı açısından OVP hedeflerine yönelik aşağı yönlü riskler belirse de bu riskler etkin bir biçimde yönetiliyor ve yıl genelinde büyümenin OVP hedeflerine yakınsayacağı öngörülüyor.

REKLAM ALANI