<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" >

<channel>
	<title>Mümtaz Sarcan &#8211; Ankara Yazıyor</title>
	<atom:link href="https://ankarayaziyor.com/category/kose-yazilari/mumtazsarcan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ankarayaziyor.com</link>
	<description>Fikri Hür, Vicdanı Hür!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 21 Apr 2026 13:03:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://ankarayaziyor.com/wp-content/uploads/2025/07/Adsiz-tasarim-2-150x150.png</url>
	<title>Mümtaz Sarcan &#8211; Ankara Yazıyor</title>
	<link>https://ankarayaziyor.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnsan Sadece Bir Suret mi?</title>
		<link>https://ankarayaziyor.com/kose-yazilari/mumtazsarcan/insan-sadece-bir-suret-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mümtaz Sarcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 12:43:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mümtaz Sarcan]]></category>
		<category><![CDATA[Köşe Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kısa hikaye]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[mümtaz sarcan]]></category>
		<category><![CDATA[öykü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ankarayaziyor.com/?p=2703</guid>

					<description><![CDATA[Bugün yine o eski iskeleye gittim. Hani rüzgârın sadece iyot kokusu değil, sanki bin yıl evvel söylenmiş ama yarım kalmış türküleri de beraberinde getirdiği o paslı demirlerin yanına&#8230; Etrafıma baktım; binlerce insan, on binlerce telaş. Herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeylerden kaçıyor ama kimse yanındakinin gözünün içine bakmıyor. Yaşar Kemal’in o uçsuz buçsuz Çukurova’sında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün yine o eski iskeleye gittim. Hani rüzgârın sadece iyot kokusu değil, sanki bin yıl evvel söylenmiş ama yarım kalmış türküleri de beraberinde getirdiği o paslı demirlerin yanına&#8230; </p>



<p>Etrafıma baktım; binlerce insan, on binlerce telaş. Herkes bir yere yetişiyor, herkes bir şeylerden kaçıyor ama kimse yanındakinin gözünün içine bakmıyor. Yaşar Kemal’in o uçsuz buçsuz Çukurova’sında toprağa sımsıkı tutunan bir başak tanesi kadar bile kök salmıyoruz artık birbirimize. Herkes kendi adasında, herkes kendi zihninin parmaklıkları ardında birer mahkûm.</p>



<p>Oysa bir zamanlar &#8220;güneş toplayalım&#8221; derdik birbirimiz için; başkasının karanlığını aydınlatmayı dert edinirdik. Karanlığımızı paylaşıp hafifletmek yerine, şimdi pencerelerimizi birbirimizin yüzüne sımsıkı kapatıyoruz. Eskiden bir &#8216;merhaba&#8217; sadece bir selam değil, ruhlar arasında kurulan bir emniyet kemeriydi. Karşındakine &#8220;Seni görüyorum, buradasın ve benim için değerlisin&#8221; demenin en sessiz, en masum yoluydu. Şimdilerde ise kelimelerimiz dilsiz, bakışlarımız ise çözülememiş eski bir sır gibi soğuk ve mesafeli.</p>



<p>Sahi, biz ne ara bu kadar çok kalabalıklaşıp, ne ara bu kadar çok &#8220;insana hasret&#8221; kaldık?</p>



<p>İnsan, sadece etten ve kemikten bir suret değildir. İnsan, bir başkasının hafızasında bıraktığı iz, bir başkasının yüreğinde kapladığı yer kadardır. Eğer kimsenin hikâyesine dokunmuyor, kimsenin kederiyle kederlenmiyorsak; bu beton yığınları arasında sadece birer gölgeden ibaretiz demektir. Sahaf raflarında unutulmuş, sayfaları birbirine yapışmış eski bir roman gibi tozlanmayı bekliyoruz. Oysa o kitabın kapağını açacak bir el, o tozları üfleyecek samimi bir nefes lazım bize.</p>



<p>Unutmayın; bir şehri güzel kılan yüksek binaları değil, o sokaklarda yankılanan tanıdık bir dost sesidir. İnsanların içine karışın, ama kalabalıklara teslim olup kendinizi kaybetmeyin. Birine sadece &#8220;nasılsın?&#8221; diye sormayın; cevabını gerçekten bekleyecek, o cevabı göğsünüzde yumuşatacak kadar durun ve dinleyin.</p>



<p>Çünkü hayat, biz başkalarının hayatına tutunduğumuz sürece gerçektir. Gerisi sadece bir illüzyon, gerisi sadece satır arasında kaybolup giden solgun birer dipnottur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
