Türkiye’de yargı sisteminin işleyişinde köklü değişiklikler öngören önemli bir yasal adım atıldı. Kamuoyunda uzun süredir merakla beklenen ve “12. Yargı Paketi” olarak adlandırılan kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Yargının etkin ve verimli işlemesini hedefleyen bu yeni düzenleme; icra-iflas süreçlerinden noterlik işlemlerine, idari yargıdan ceza yargılamasına kadar adaletin birçok farklı alanında yeni kurallar getiriyor.
Yeni dönemde özellikle icra ve iflas süreçlerinde ezber bozan uygulamalar devreye giriyor. Tamamı mirasçılara ait olan taşınmazların ortaklığının satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi durumunda, ilk açık artırma yalnızca mirasçı maliklerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Ortaklığın giderilmesini kolaylaştıran bu adım sadece ilk artırma için geçerli olacak. Bununla birlikte elektronik satış portalına yönelik kurallar da güncellendi. Satış talep eden alacaklı, artırma süresinin sona ermesinden önceki iş günü mesai bitimine kadar icra dairesine başvurursa, alacağı oranında teminat göstermekten muaf tutulacak. Aynı şekilde Hazine de açık artırmalarda teminat yatırma yükümlülüğünden muaf olacak. İhale ilanlarında ise tekliflerin geçerlilik koşulları, ihale bedelinin yatırılmaması halinde uygulanacak yaptırımlar ve teminatlara ilişkin tüm detaylar artık çok daha ayrıntılı şekilde yer alacak.
Adalet sisteminde hız ve tasarruf sağlamak amacıyla noterlik işlemlerinde de dijitalleşmenin önü sonuna kadar açılıyor. Yeni yasayla birlikte noterlik evraklarının mahkemeler ve kamu kurumlarıyla elektronik ortamda paylaşılması yasal bir zemine kavuşuyor. Onaylı belge örnekleri artık güvenli elektronik imza kullanılarak dijital kanallarla gönderilebilecek ve bu işlemler için vatandaşlardan ayrıca harç ya da vergi alınmayacak. İdari yapılanma tarafında ise Danıştay’daki mevcut daire yapısının korunmasına yönelik geçiş süresi dört yıl daha uzatılarak, mevcut sistemin 23 Temmuz 2030 tarihine kadar aynen devam etmesi kararlaştırıldı.
Yargılama sürelerini kısaltmayı hedefleyen düzenleme kapsamında idari ve vergi yargısında tek hakim tarafından görülebilecek davaların sınırları da ciddi ölçüde genişletildi. Artık konusu 486 bin lirayı aşmayan iptal ve tam yargı davaları ile belirli disiplin cezalarına ilişkin uyuşmazlıklar tek hakim tarafından karara bağlanabilecek. Öğrencilerin sınıf geçme, burs, kredi ve yurt işlemlerine ilişkin davalarının yanı sıra kamu görevlilerinin izin, lojman, geçici görevlendirme ve uyarma cezalarına yönelik uyuşmazlıkları da bu kapsamda tek hakimle çözüme kavuşturulacak. Belirlenen parasal sınırın altında kalan bazı vergi davalarında da yine tek hakim yetkili olacak.
İstinaf ve temyiz sisteminde yapılan köklü revizyonlar ise bölge idare mahkemelerine çok daha geniş yetkiler tanıyor. Bölge idare mahkemeleri, istinaf incelemesi sonucunda gerek gördüğünde ilk derece mahkemesinin karar gerekçesini değiştirebilecek veya maddi hataları düzelterek başvuruyu doğrudan reddedebilecek. Usul yönünden eksiklik saptandığında dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilecek; ancak keşif, bilirkişi incelemesi veya duruşma eksikliği gibi durumlar söz konusu ise bu eksiklikler bizzat bölge idare mahkemesi tarafından tamamlanabilecek. Temyiz tarafında ise bazı kararlar için Danıştay yolu açılıyor. Bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak yeniden verdiği bazı kararlara karşı, tebliğden itibaren 30 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilecek. Buna karşın, tek hakimle görülen davalarda ve belirli kanunlar kapsamındaki uyuşmazlıklarda temyiz yolu tamamen kapalı kalacak.
Ceza adaleti alanında ise dolandırıcılık suçlarına ve ceza infaz mekanizmalarına yönelik kritik dokunuşlar yapıldı. Türk Ceza Kanunu’nun nitelikli dolandırıcılık suçunu düzenleyen maddesinde yapılan değişiklikle, suça iştirak eden kişinin rolü hafifletildi. Eğer kişinin eylemi yalnızca banka hesabı, ödeme aracı veya ilgili bilgileri başkasına vermekle sınırlı kalmışsa, bu kişiye verilecek ceza yarı oranında indirilebilecek.
Son olarak, ceza yargılamasının en çok tartışılan alanlarından biri olan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumu, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda yeniden yapılandırıldı. Yeni kurallara göre, sanığa verilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması halinde, mahkeme yasal şartlar oluştuğunda HAGB kararı verebilecek. Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaat oluşması ve mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi zorunlu olacak. Ancak toplum vicdanını yaralayan işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlilerinin görevlerini yürütürken işledikleri ve kötü muamele kapsamında değerlendirilen belirli suçlarda HAGB hükümleri hiçbir şekilde uygulanamayacak.