Amerika Birleşik Devletleri ile yürütülen 14 maddelik mutabakat sürecinin ardından İran cephesinden küresel yankı uyandıracak ilk resmi değerlendirme geldi. İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, devlet televizyonunda katıldığı bir programda, diplomatik temasların ve sahada yaşanan askeri çatışmaların perde arkasını anlattı. Kalibaf, müzakere masasında elde edilen diplomatik kazanımların tamamen sahadaki askeri kontrol ve üstünlük sayesinde şekillendiğini vurguladı.
Dünyanın en büyük siyasi, ekonomik ve askeri gücü olarak tanımladığı ABD ile İsrail’in süreç boyunca ortak hareket ettiğini belirten Kalibaf, bu ittifakın savaşın başlangıcında belirlediği 9 temel hedefe ulaşmasına engel olduklarını savundu. Mevcut müzakere sürecinin geçmiş dönemlerdeki diplomatik temaslardan çok farklı bir zeminde yürüdüğünü dile getiren İranlı yetkili, silahlı kuvvetlerin düşman karşısında galip geldiğini ve bu sahadaki zaferin müzakerelerin ana dayanağını oluşturduğunu ifade ederek, “Savaşı biz kazandık, ABD ve Siyonist rejimi yendik” değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı ve Havalimanlarına Yönelik Operasyon İddiaları
Diplomatik görüşmelerin sürdüğü esnada sahada çok sıcak çatışmaların yaşandığını kaydeden başmüzakereci Kalibaf, Fars Körfezi olarak adlandırdığı Basra Körfezi’nde ABD ve İsrail’in eylemlerine misliyle karşılık verdiklerini iddia etti. Görüşmeler devam ederken askeri güçlerin harekete geçtiğini belirten Kalibaf, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmaya çalışan iki düşman fırkateyninin vurularak yakıldığını öne sürdü. İranlı yetkili ayrıca, düşman uçaklarının havalandığı tüm havalimanlarının da bulundukları ülkelerde hedef alınarak vurulduğunu sözlerine ekledi.

Dahiye Saldırıları ve Washington’a Verilen Ültimatom
İsrail’in, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesine yönelik gerçekleştirdiği yoğun saldırılar da İranlı müzakerecinin gündemindeydi. Bu süreçte Washington yönetimine karşı son derece sert ve net bir duruş sergilediklerini ifade eden Kalibaf, İsrail saldırılarının hemen ardından ABD’ye askeri karşılık vereceklerine dair açık bir ültimatom ilettiklerini aktardı. İran’ın taleplerinin kabul edilmesini şart koştuklarını belirten Kalibaf, bu kararlı duruşun ardından ABD Başkanı’nın, Netanyahu’nun Dahiye’ye saldırma hakkının bulunmadığına yönelik bir paylaşım yapmak zorunda kaldığını ifade etti.
Sürecin diplomatik boyutundan ziyade askeri stratejiyle yönetildiğine dikkat çeken Muhammed Bakır Kalibaf, kendisini bir diplomat olarak değil, bir savaşçı olarak tanımladı. Diplomasiyi her zaman bir savaşçı ruhuyla yürüttüğünü vurgulayan Kalibaf, askeri eylemlerle elde etmek istedikleri her şeyi, hatta daha da fazlasını yürütülen müzakereler sonucunda başarıyla kopardıklarını dile getirdi. Savaşı kesin bir şekilde kazandıklarını yineleyen İranlı yetkili, elde edilen tüm bu stratejik kazanımların önümüzdeki dönemde müzakerelerde somut olarak şekilleneceğini belirterek açıklamalarını sonlandırdı.